KIRIK BEYAZ 

adını bilmediğim o kadar
o kadar o kadar çok uğultu
uğultu uğultuyla doluyor
kalbime doğru kazdığım tünel

yaklaşır yakınlaşır yaralar
her an yanıbaşımdaki uyku
sahi sonsuzluk neye yarıyor
rüya gibiyken ebed ve ezel?

ben diyorum bu bendeki ısrar
kırık beyaz yalnızlığın tozu
aynadan çocukluğum geçiyor
yere yavaşça düşerken bir el

başkası değil sadece rüzgâr
yokluğun yokluğa kavuştuğu
her zerrem her hücrem nazlanıyor
toprağa yatıp kalkması güzel

elbet onur da sabaha çıkar
sabaha çıkar gökyüzü ve su
dört harfi topla ateş yanıyor
şart olsun küllerin aşk olsun gel

bir kuşa dört kurşun...ve çığlıklar
yedialtmışbeş çapında pusu
koynumda bir ermeni büyüyor
bir adı hrant bir adı fidel


Onur Behramoğlu