BİZİ AYIRAN NEHİRLER

diyarbakır cezaevi mezbaha no: 5
bir varmış bir yokmuş en soğuk gezegenmiş vatan
hikâyesini gece anlatır dengbej
ağlarsın etler dökülür yanaklarından
tükürükle toprakla onarırsın 
darmadağın yüzünü 
çünkü elin sert bir parıltı
ve durmaksızın ateeeş
kötü sarılmış cıgaralara

de lori de lori de lori
yurttaş annem yurtsuz annem yurt annem

hava ıslak ve nemli
dünyayla sevişmişim gibi
postalım uçtu gördüm 
ayağım içinde kaldı
yüküm de sırtımdaydı
vurulduğumda
her gün değişir ormanın rengi
her canlı ölümü tadarmış
üstelik on taksit avantajıyla

paspasın altından anahtarı
alsın annem yoksul annem yok annem

yan yana uzanıyoruz
ya çok geç
ya çok erken
asyalı gövdemizi ovup
en yırtıcı kuşun tüyüyle
kalbe dikişler atıyoruz
bir çocuk nasıl öpülürse öyle
ardımız taş fırtınası önümüz zifir
bizi ayıran nehir
ürküyor kendi sesinden

kırık pencerede
sararmış gazete kâğıdının
hışırtısı

çamurda
taze nal izleri


Onur Behramoğlu