ONUR BEHRAMOĞLU, SENDEN ÖĞRENDİĞİM ŞARKILAR

Senden Öğrendiğim Şarkılar, Onur Behramoğlu’nun “Asit ya da İksir”den yedi yıl sonra yayınladığı ikinci kitabının adı. Yedi yıl, şiir açısından oldukça uzun bir süre ve kitabı okuyunca nedenini gördüm. Öyle yoğun, öyle damıtılmış ve öylesine lirik şiirler ki, insanı bütün sonsuzluğuyla kuşatıyor kitap. Onur Behramoğlu soydan şair, bilenleriniz vardır. Doğuştan getirdiği seslerle Onur, eski sözcüklerle fakat yeni, yepyeni bir şiiri söylüyor. Neredeyse kitabın her şiirinde şaşırtıcı bir buluş var. Halkının yanında, yürekli bir devrimcinin yükselen lirik çığlığı diyebilirsiniz bu seslenişe.

Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm, devletin-devletlerin suçlarına, vicdana dair. Ruhu, bölüm girişindeki “ey devletin ülkesi ve milletiyle / gıcır bilyelerini çalması / dal gibi çocukların” dizelerindedir. Şiirler içinde dolaşırken Hrant Dink’ten, Romanya-Bükreş’te tanıdığı Claudia’ya, Flamenko’nun ustası, “Öldüğümde, küllerimi Havana’ya savurun” diyen komünist Antonio Gades’e, Uludere’de katledilen bir oğul için: “kader değildir, cinayettir, ihanettir, hakarettir” diyen bir Kürt baba’dan, Van depreminde soğuktan donarak ölen 7 yaşındaki Deniz’e, oğlu savaştan dönen Amerikalı babanın günlüğünden, Balatlı Garo Usta’ya kadar hayata en geniş kadrajdan bakmaya çalışmış Onur Behramoğlu, Senden Öğrendiğim Şarkılar’da.

İkinci bölümde, 35 yaş muhasebesini yapıyor şair. Dönüp kendi yaşam örüntüsüne, sevdikleri yahut sevgili bulduklarının hayatlarına bakıyor ve üçüncü bölüm, oğlu Aras ve onun üstünden bütün çocuklar ve baba olmak duygusu…Kitapta Sivas yitiklerini andığı şiirleri önemli buldum. İlk kitabı “Asit ya da İksir”de de var aslında bu temalı şiirler. Onur’un bu duyarlığı sürdürmesi, sözünde bir şairin değerlerine bağlılığının da bir göstergesi elbette. Sivas’ta yakılarak katledilen üç güzel insan, üç güzel şair Metin Altıok-Uğur Kaynar-Behçet Aysan’ı 20 yıl sonra yeniden anmasını önemsiyorum şüphesiz. Çünkü hayatlar öylesine kaypak zeminlerde yaşanıyor ki, yere sağlam basarak durmak daha bir önem kazanıyor. Senden Öğrendiğim Şarkılar’daki yepyeni dil ve imgelem, Haydar Dede’si ve oğlu Aras’ın buluştuğu “modern” destanla daha bir yükseliyor. Günümüzde yazılacak destanların sesine çağırıyor sanki okuru. Sonra “Mısır’dan Çıkış”, sistem karşısında çaresiz fakat dövüşmekten yana bir insanın kapitalizmle savaşı. Sanırım şairin özyaşamöyküsünden süzülmüş bir şiir. İnsanlar, anbean yok eden sistem karşısında derinliğine bir uyuşukluğu yaşarken, işsiz kalma pahasına büyük banka patronlarıyla dalaşıp işten ayrılışına göndermeler yapıyor kanımca…Tıpkı Peter Weiss’ın, “kendimi saçlarımdan tutup yükselterek yeni bir bakış açısı edinmem lazım” sözünde olduğu gibi…Okuyun, vazgeçemeyeceğiniz şiirlerle buluşmuş olacaksınız. Yeni bir başucu kitabınız olacak.

Tuğrul Keskin, ‘soL’, 04.06.2013